6 Ekim 2019 mustafa 0Comment
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; bu yazı Obama hakkındaki bir biyografi yazısından ziyade, Obama'nın sıradan bir Türk vatandaşı üzerindeki bıraktığı etkileri, düşünceleri paylaşan bir yazıdır.

Tam adıyla bahsetmek gerekirse Barack Hussein Obama. Ama bir dakika, bir dakika! Hüseyin diyorsun, yoksa Obama Müslüman mı? Aslında bu cümleler Obama’nın adını henüz ilk duyduğumuzda aklımızdan geçen şeylerdi.  Üstelik bununla da bitmedi, babasının Müslüman olduğunu da öğrenmemizle birlikte, olay çok farklı boyutlara gitmeye başlamıştı. Belki de tüm dünya onun ten rengi ile ilgilenirken, biz onun Müslüman olup olmadığını öğrenmek istiyorduk. Halbuki Obama’nın annesi ve babası, Barack henüz 2 yaşındayken ayrılmışlar. Ve Barack henüz 4 yaşındayken babası Kenya’ya döner. Babasını daha sonra 10 yaşındayken bir kez görüyor, ve bir daha hiç göremiyor. Amerikalı anne, başka biriyle evlenir. Üvey baba Endonezyalı’dır ve bu nedenle Barack 4 yıl boyunca, ilkokulu okuduğu yıllarda Cakarta’da yaşamıştır. Daha sonra ise Amerika’ya dönerek ananesi ve dedesi ile yaşamaya başlar.

Derken üniversite yıllarına geliyoruz Barack’ın. Harvard hukuk mezunu Obama olarak biliyoruz hepimiz onu. Sahi ne kadar da parıltılı şeylere odaklanıyor zihnimiz, onun ardındaki zorlukları görmüyoruz çoğunlukla. Evet, Barack Harvard Hukuk mezunu, ancak Harvard, Barack’ın 3. üniversitesi. Ülkemizde genç biri böyle işlere kalkışsa nasıl da yaftalanır. “Aaa ilk yıldan tutturamamış mı bir yerler?” diyen teyzeler canlandı gözümde şu an. Yıl kaybı derler bizim ülkemizde, üstelik çoğu bilinçli insanlar bile benzer cümleler kurar. Velhasıl Barack’ın kendini ön plana çıkartabildiği yer de Harvard olmuş. Dergiler, yazı işleri maceraları bu alanlardan bazıları. Hayatını paylaştığı Michelle Robinson ile tanıştığı yer ise yine Harvard.

Henüz Harvard'da yağız bir delikanlı olan Barack Obama
Henüz Harvard’da yağız bir delikanlı olan Barack Obama

Barack, okulu bitirdikten sonra akademisyenlik, avukatlık, vakıf işleri gibi işlerle meşgul olmuş. Sonra biri aklını çelmiş siyasete girmiş, demeyeceğim. Çünkü Barack teninin renginden dolayı yaşadıklarından dolayı, ister istemez siyasetin içinde olan bir kişilik. Siyasi hayatının nasıl başladığını uzun uzadıya anlatmayacağım. Zira bazı enstantaneleri verip, bıraktığı etkiyi anlatma niyetindeyim. Mesela Barack’ın girdiği ilk seçimi kaybettiğini biliyor muydunuz? Galiba başarılı insanların ortak noktası bu, vazgeçmemek. Kaybettiği ilk seçimden 4 yıl sonra, yani 2004 yılında ise Amerikan Senatosu’na %70 gibi bir oy çoğunluğuyla seçiliyor. 4 yıl sonrası ise hepimizin malumu; 2008 başkanlık seçimleri; OBAMA GELİYOR!

İşte bu noktada biz onun adını duymaya başladık. “Zenci bir adam başkan olacakmış” dediler. “Amerika’da lobi çok, onu başkan yaptırmazlar” dediler. “Müslümanmış galiba, baksana babası müslüman, adı da Hüseyin” dediler. Bu madde üzerinde kendisinin de açıklamaları olduğunu hatırlıyorum, Protestan Hristiyan olduğunu açıkça söylemişti. Ancak bizden daha iyi bilecek değil ya, “görevinden dolayı söyleyemiyor, oy kaybetmek istemiyor, aslında o gizli Müslüman” dediler. Üstelik bunu düşünen sadece bizim ülkemizin insanları değildi. Amerika’da yaşayan insanların yaklaşık %30’u Obama’nın Müslüman olduğuna inanıyordu. Velhasıl Amerika seçimini yaptı, ilk kez bir Afroamerikan ABD başkanı oldu.

Genç bir adamdı, enerjisini taa buralardan hissedebiliyordum. 47 yaşındaydı, basketbol oynuyordu, şakacıydı, her şeyden önemlisi güler yüzlü bir başkandı Obama. En güzeli ise çocukları severdi. Tüm bu yönlerinin de başkanlığı sürecinde azalacağına inanıldı, ama o kendini bozmadı. Ben çok mutlu olmuştum o başkan olduğunda, “güzel şeyler olacak be” demiştim içimden. Zamanın Kısa Tarihi adlı kitapta, Aziz Kedi‘nin bir tabiri vardı; “Obama Amerikan başkanı oldu. Ben buna çok sevindim. Manasız, ölçüsüz bir mutluluk hissettim. Güleç oldum”. İşte tam da böyleydi hissettiklerim. Çünkü değişim demişti, çünkü savaşı bitireceğim demişti, çünkü güzel gülüyordu. “Yes we can” bile insana güzel şeyler düşündürmek için yeterliydi. Ne işler yaptı, vaatlerini yerine getirebildi mi, değişimi getirebildi mi gibi sorulara girmeye niyetim yok açıkçası. Ama öyle sevildi ki, 2012 yılındaki seçimlerle “Four more years” demeyi başardı. Hatırlıyorum da ben o gün yine çok mutlu olmuştum.

Ve O An

Zaman ilerledi, zaman çok hızlı ilerledi. 2016 yılı geldi çattı. Obama’nın artık gitmesi gerekiyordu. “Hadi be, az daha kalsaydı” diye düşünmüştüm. Çünkü böylesine sıkıcı ve asık suratlı yöneticilerin olduğu dünyada, onun gibilere ihtiyacı vardı. Birileri çıkıp gazetecileri azarlamak yerine, onlarla şakalaşabilmeliydi. Azınlıkların, ezilenin, farklı olanın, farklı olmayı düşünenin sesi olmalıydı bazıları, Obama öyleydi benim için. Boşuna mı Nobel Barış Ödülü‘nü aldı sanıyorsunuz? Bir devlet başkanının talk show’lara katılabilmesi bile bir adım aslında. Aynı şeyi bizim ülkemiz için düşünebiliyor musunuz? Eşiyle ilgili şakalar yapabilmesini? Başkanlık koltuğundaki son konuşmalarında salonda hep “four more years” tezahüratları vardı. O ise buna cevap olarak, “Michelle izin vermiyor, artık çok yorulduk” diyordu.

Her ne olursa olsun, eğlenmesini biliyordu. Mesela şu videoyu izlemiş miydiniz, ayrıca dikkat ederseniz video resmi bir kaynak üzerinden de paylaşıldı. Ülkeni iyi bir şekilde yönetiyor olabilirsin, ülkeni bir çok hata ile de yönetmiş olabilirsin. Ancak her ne olursa olsun, ülkeyi yöneten insanların olumlu bir izlenim vermesi gerekir. Siyaset ciddi bir iştir, şaka ile işler yürümez denilebilir. Obama ciddi olması gereken durumlarda da gayet ciddi olabiliyordu. Örneğin, oval ofisinde bir telefon görüşmesi yaparken beysbol sopasını nasıl sert bir şekilde tuttuğu fotoğrafı hatırlayın.

Her ne olursa olsun güzel hatırlanacaksın Obama. Sen dünyanın gördüğü en cool devlet yönetici bile olabilirsin. Başkanlığa geldiğin ilk gün gibi, sebepsiz bir gülümseme ile hatırlanacaksın. Son sözlerinle yazıyı bitiriyorum, “Yes we can, yes we did”.

Obama'nın son veda fotoğrafı
Obama Out!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir